top of page

Çocuklarda İnatçılık: Direncin Ardındaki İhtiyacı Görmek

17 Eyl
3 dakikada okunur

Çocuklarda inatçılık, çocuğun kendisini anne babadan ayrı bir birey olarak keşfetmesiyle ortaya çıkan gelişimsel bir tepkidir. Genellikle 1, 2,4, 5 ve 6 yaşlar ile ergenliğe geçişte yoğunlaşır. Emir yerine seçenek sunmak ve duyguyu adlandırmak, direnci azaltan en etkili iki yaklaşımdır.


Sabah telaşında giydirmeye çalıştığınız çocuk montunu fırlatıyor, akşam diş fırçası elinizde kalıyor, tabaktaki yemek yerinde duruyor. Pek çok ebeveyn bu sahneleri bir "davranış problemi" olarak okur ve çözümü ikna etmekte, ceza vermekte ya da pazarlık yapmakta arar. Oysa çocukluk döneminde inat, çoğu zaman bir sorun belirtisi değil, gelişimin normal bir yan ürünüdür.


Direnç neden ortaya çıkar?

Çocuk büyüdükçe kendisinin anne babadan ayrı bir birey olduğunu keşfeder. Bu keşif heyecan vericidir ama aynı zamanda test edilmeye ihtiyaç duyar: "Ben karar verebiliyor muyum? Nerede duruyorum? Benim isteğimle sizinki çakışırsa ne olur?" Hayır demek, çocuğun bu soruları sorma biçimidir.


Buna bir de gelişimsel sınırlar eklenir. Küçük çocuk zamanı algılamakta zorlanır, bu yüzden "birazdan" onun için anlamsızdır. Bir işi yarıda bırakmak yetişkin için kolaydır, çocuk içinse tamamlanmamış bir dünyadır. Öfkesini kelimelerle anlatacak dili henüz yoktur; direnç, elindeki en pratik ifade aracıdır.


Kısacası çocuk sizi yıpratmaya çalışmıyor. Kendi iradesini deniyor ve bunu yapabileceği tek yer güvendiği kişilerin yanı.


Dirençlerin yoğunlaştığı dönemler

Her çocuk kendi ritminde ilerler, ancak bazı eşiklerde inat belirgin biçimde artar:

Yürümeye ve konuşmaya başladığı ilk yaş civarı. Hareket alanı genişler, "hayır" kelimesi dağarcığına girer ve çocuk sınırların gerçekten sınır olup olmadığını yoklamaya başlar.

İki buçuk yaş dolayları. Bağımsızlık isteğiyle desteğe olan ihtiyaç aynı anda zirvedir. Çocuk bir dakika kendi başına ayakkabısını giymekte ısrar eder, beş dakika sonra kucağa çıkmak ister. Bu salınım tutarsızlık değil, geçiş döneminin doğal görüntüsüdür.

Dört yaş. Merak patlaması yaşanır. Sorular art arda gelir, cevaplar dinlenmeden yenileri sorulur. Kurallar daha çok tartışma konusu olur.

Altı yaş. Okulla birlikte yeni bir sosyal dünyaya giren çocuk evde daha eleştirel, daha itirazcı bir tavır geliştirebilir. Bir önceki yılın uyumlu çocuğunu arayan ebeveynlere sık rastlanır.

Ergenliğin eşiği. Bu kez mesele sadece irade değil, kimliktir. Direnç daha örgütlü, daha sözel ve genellikle daha uzun soluklu hale gelir.


Emir yerine seçenek

Gün içinde çocuğa yöneltilen cümlelerin ne kadarının emir kipinde olduğunu fark etmek şaşırtıcıdır: giyin, otur, ye, kapat, gel. Her emir, karşılığında bir hayır ihtimali üretir. Çocuğa ne kadar sık hayır duyarsa, kendisi de o kadar sık hayır der.

Seçenek sunmak bu döngüyü kırar. Burada püf nokta, kuralı değil kuralın uygulanma biçimini çocuğa bırakmaktır:

  • "Uyku vakti" yerine "Yatmadan önce iki kitap mı okuyalım, bir kitap ve bir şarkı mı?"

  • "Ceketini giy" yerine "Kırmızı montu mu yoksa mavi hırkayı mı istersin?"

  • "Oyuncakları topla" yerine "Önce legoları mı toplarsın, önce arabaları mı?"

Sunulan seçeneklerin ikisinin de sizin için kabul edilebilir olması gerekir. İki alternatif yeterlidir; fazlası küçük çocuğu zorlar. Çocuk seçtiği anda hem özerklik ihtiyacını karşılar hem de sonucun sorumluluğunu üstlenir.

Kuralların kendisi ise az, net ve gerekçeli olmalıdır. Uzun bir yasak listesi hem akılda kalmaz hem de çocukta "hiçbir şeyi doğru yapamıyorum" hissi bırakır.


İnatla karşılaştığınızda

Önce ne olduğunu sorun. Direncin altında çoğu zaman bir gerekçe vardır: yorgunluk, açlık, bir işi bitirememiş olmanın rahatsızlığı, ertesi gün hakkında kaygı. Size önemsiz görünen bir sebep çocuk için gerçektir.

Duyguyu adlandırın. "Oyunun tam ortasındaydın, şimdi bırakmak zor geliyor" gibi bir cümle çatışmayı çoğu zaman yatıştırır. Çocuk anlaşıldığını hissettiğinde savunmaya geçme ihtiyacı azalır.

Kuralı esnetmeden sıcaklığı koruyun. Sınırı korumakla soğuk davranmak aynı şey değildir. Kararlı bir ses tonuyla söylenen net bir cümle, bağırarak söylenen uzun bir açıklamadan daha etkilidir.

Ebeveynler arasında aynı çizgide durun. Bir ebeveynin koyduğu sınırı diğerinin gülerek geçersiz kılması, çocuğa kuralın kişiye göre değiştiğini öğretir. Görüş ayrılıklarını çocuğun yanında değil, sonrasında konuşmak daha sağlıklıdır.

Kardeşler arasında kıyas yapmayın. İnat bazen kızgınlığın ya da "kardeşim daha çok seviliyor" düşüncesinin dolaylı ifadesidir. Karşılaştırma bu duyguyu besler.

Kendi tepkinizi izleyin. Çocuklar öfkeyle baş etmeyi dinledikleri öğütlerden değil, izledikleri örneklerden öğrenir. Siz sakin kaldıkça, o da sakin kalmayı öğrenir.


Ne zaman destek almalı?

Dönemsel inat kendiliğinden hafifler. Ancak direnç günün büyük bölümünü kaplıyorsa, çocuğun okul veya arkadaş ilişkilerini bozuyorsa, uzun süren öfke krizleri, uyku ve yeme düzeninde belirgin değişiklikler ya da kendine veya başkalarına zarar verme eşlik ediyorsa bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yerinde olur.

İnat, çocuğun iradesini denediği bir öğrenme alanıdır. Amaç bu iradeyi kırmak değil, ona güvenli bir çerçeve çizmek olmalı.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, bireysel değerlendirme yerine geçmez


Psikolog Miray AKBALA

Çocuk ve Ergen Terapisti


 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page