Hamnet: Yası Dönüştürmek ve Devam Eden Bağlar
- Noa Psikoloji

- 21 Şub
- 3 dakikada okunur
Hamnet, William Shakespeare’in oğlu Hamnet’in ölümünü ve meşhur eseri Hamlet’in doğuşunu; bir ailenin, özellikle de bir annenin perspektifinden anlatıyor. Bu anlatıda Shakespeare henüz “Shakespeare” olmamış; hatta filmin sonlarına kadar adı bile bu kimliğiyle anılmıyor. Çünkü filmin odak noktası onun edebi dehası değil; ailesi, bu ailenin kuruluşu, yaşadıkları kayıp ve bu kaybın bıraktığı iz.
Film (ve uyarlandığı roman), Hamlet’in yazım sürecini; Shakespeare ailesinin kaybettikleri oğulları Hamnet’i,onurlandırma çabası olarak konumlandırıyor. Böylece edebi üretim yalnızca sanatsal bir yaratım değil, yasın dönüştürülme biçimi hâline geliyor.
Filmin mistik atmosferi içinde önce bir ailenin kuruluşuna tanıklık ediyoruz. Anlatının merkezinde yer alan Agnes, daha ilk andan itibaren normların dışında konumlandırılıyor. Cadı olmakla etiketlenen, ötekileştirilen; fakat aslında doğayla temas hâlinde, sezgileri ve öngörüleri güçlü bir kadın olarak resmediliyor. Agnes’ın aileye ve kayba dair bilgisi annesinin ölümünde ve ondan geriye kalan erkek kardeşinde saklı. Bu geçmiş, onunkurduğu aileyi ve anneliğini de belirliyor.
Yeni bir aile kurmak, annesini kaybetmiş bir kadın için yalnızca bir başlangıç değil; kaybın tekrar etme ihtimaliyle sürekli yüzleşmek demek. Annelik, Agnes için sevginin yanı sıra süregelen bir tehdit algısını da barındırıyor. Bu nedenle sezgileri film boyunca yaklaşan felaketin habercisi gibi dolaşıyor.
Küçük Hamnet’in babasını yolcu ederken verdiği “Cesur olacağım” sözü, kız kardeşinin hastalığı karşısında yeni bir anlam kazanıyor. Evin erkeği olarak üstlendiği rol ile annesini ve kız kardeşlerini korumaya çalışıyor. Çocuk yaşında yüklenen bu sorumluluk, özverisini trajik bir boyuta taşıyor. Bir anlamda, kardeşinin kurtulabilmesi için kendi varlığını feda etmeye hazır bir ruh hâli görüyoruz. Bu fedakârlık, insanın ölümle yüzleştiğindeki çaresizliğini ve sevdiğini kaybetmemek için her şeyi yapabilecekmiş gibi hissettiği o temel arzuyu temsil ediyor. Yas tutan tarafta olmaktansa kendini feda etmeyi seçme isteği beliriyor burada. Hamnet, kız kardeşini korurken babasına verdiği sözü de son göreviymişçesine yerine getiriyor; hayal ettiği cesur bir şövalyeyi oynarcasına.
Film, yasın yalnızca bir kayıp deneyimi olmadığını; aynı zamanda kimliği, aile içi rolleri ve ilişkisel bağları yeniden kuran bir süreç olduğunu gösteriyor. Hamnet’in ölümüyle aile içindeki dengeler değişiyor. Özellikle Agnes için kayıp, yalnızca bir evlat yitimi değil, kendi benliğinin de parçalanması anlamına geliyor. Will’i gitmeye her zaman teşvik eden Agnes, bu kez yaşanan kaybı onun yokluğuyla ilişkilendiriyor. Agnes duygularını çağlayarak yaşarken, Will’in acıyla baş etme biçimi uzaklaşmak, içine çekilmek ve kaçınmak oluyor. Film, aynı kaybın farklı kişilerde bambaşka yas deneyimleri doğurabileceğini hatırlatıyor.
Will, Hamnet’in yasını tutarken en büyük eserlerinden biri olan Hamlet’i kaleme alıyor. Yazma eylemi onun için yalnızca bir üretim değil; kaybı anlamlandırma ve onunla baş edebilme çabasıoluyor. Bu çabaHamnet'in kaybının inkârı değil; onunla kurulan yeni bir bağın, yani devam eden bağların ifadesine dönüşüyor.
Filmin sonlarına doğru Agnes, Will’i hâlâ affedememiş olmasına rağmen eşinin yazdığı oyunun sahnelenişine gitmeye karar verir. Bu sahnede ilk kez Hamlet’in oynanışını izler. Sahnede, oğlu büyüyebilmiş olsaydı belki de olmak isteyeceği gibi, onun yetişkin bir yansımasını andıran bir aktör son derece etkileyici bir performans sergiler. Agnes için bu yalnızca bir temsil değildir; sahnede gördüğü, kaybettiği çocuğunun ihtimalleridir.
Başlangıçta oğlunun adının dahi anılmasına tahammül edemeyen Agnes, tiyatronun dönüştürücü gücüne yavaş yavaş kapılır. Söylenen sözleri ve oyunun tüm içeriğini bütünüyle kavrayıp kavramadığı belirsizdir; ancak duyguları, deneyimi sezgisel olarak algılar. Will’in bu metni yazarken neyi dönüştürdüğünü, kaybından ne çıkardığını ve acısını nasıl biçimlendirdiğini o anda hissetmiştir.
Oyunun sonlarına doğru seyircilerin tamamı birlikte gözyaşı döker. Yas, artık yalnızca onların kişisel kaybı olmaktan çıkar; kolektif bir deneyime dönüşür. Agnes, tıpkı oğlunu ölümden korumak isterken yaptığı gibi, ölmek üzere olan Hamlet’i canlandıran aktöre doğru elini uzatır. Ardından seyirciler de aynı hareketi tekrarlar. Bu sahnede kayıp bireysel bir trajedi olmaktan çıkar ve paylaşılan bir acıya dönüşür. Yas birlikte hissedilir, birlikte taşınır.
Film burada sanatın dönüştürücü gücünü de görünür kılar. Sahnede oyunu izleyenlerin tepkilerinde olduğu kadar, biz seyircilerin deneyiminde de bunu yaşatır. Acıyı birebir yaşamamış olsak bile, sanat aracılığıyla o duygulara temas edebilir; başka hayatların deneyimlerine kapı aralayabiliriz.
Will’in eserinde Hamlet’e başrol verip babayı öldürmesi de dikkat çekicidir. Gerçek hayatta Hamnet, babası yokken ölmüştür. Eserde ise Will, belki de pişmanlık duyduğu bu yaşantıyı yeniden yazar; oğluna sahnede bir özne, bir kahramanlık hikâyesi verir. Böylece sanat, geri getirilemeyecek olanı geri getirmese de, anlamı yeniden kurar ve kaybedileni onurlandırır.
Roman ve film tarihsel gerçeklikten ilham alsa da, boşluklar kurgusal üretimle doldurulur. Bildigimiz tek kesinlik şudur: William Shakespeare ve Agnes Shakespeare oğulları Hamnet’i kaybetmiştir. Bu kaybı takip eden yıllarda yazılan Hamlet, aradan geçen dört yüz yılı aşkın süredir dünyanın en çok okunan ve sahnelenen eserlerinden biri olmaya devam etmektedir. İnsanlar hâlâ bu oyun aracılığıyla kayıp, yas ve öfke gibi duyguları sahneye koymakta; yeniden deneyimlemekte ve hissetmektedir.
Bir anlamda, farkında bile olmadan o sahnede Agnes ile birlikte ellerimizi uzatır, gözyaşı döker ve Hamnet’i anarız. Sevdiklerimizi kaybetmek insan olmanın en zor deneyimlerinden biridir. Ancak bu kaybın böylesine dönüştürücü bir güce evrilebilmesi, kaybettiğimiz kişiyle bağımızın bütünüyle kopmadığını; başka bir biçimde devam ettiğini gösterir. Belki de film tam olarak bunu anlatır: Yas, bir son değil; ilişkinin biçim değiştirmesidir.
Klinik Psikolog Özge Talman



Yorumlar