Kardeş Kıskançlığı
- Elif Sinem Akgül

- 12 Ara 2023
- 2 dakikada okunur
Kıskançlık insanoğlunun fıtratında var olan doğal bir duygudur. Kıskançlık üçüncü kişilerin olduğu ilişkilerde sahip olduğu ilişkiyi, statüyü, kişiyi veya ilgiyi kaybetmeye yönelik duyulan endişedir. Aileye yeni katılan bebek ile bütün ilgiyi, sevgiyi kaybetmekten korkan ailenin büyük çocuğu kardeşini kıskanmaya başlar. Anne ve çocuk arasına üçüncü kişi (bebek) girmiştir. Çocuk sahip olduğu hem anne/ babayı hem de onların sevgi ve ilgisini kaybetme korkusu ile kıskançlık davranışları yoğunlaşabilir. Bu normal bir süreçtir. Ailenin bu sürece nasıl eşlik ettiği önemlidir. Çünkü kardeş kıskançlığı aynı zamanda bir iletişim çatışmasıdır. Eğer aile bireyleri arasındaki ilişki sağlıksız ve tutarsız ise özellikle anne/baba kendi tutumlarını gözden geçirmesi faydalı olacaktır.
Kıskançlığı Tetikleyen Aile Bireylerinin En Sık Yaptığı Hatalar
*Çocuklardan birine karşı aşırı sevgi göstergesi ya da sevme davranışını kısıtlama
*Çocuklardan birinin ihtiyacı olan şeyi alırken diğer çocuğa da aynısını alarak rekabeti arttırmak
*Sen büyüksün veya küçüksün alttan al, idare et gibi ifadelerle kardeşlerden birinin ezilmesine fırsat vermek
*Ama o büyük/ küçük gibi ifadelerle her şeyi yapabilme hakkına sahipmişçesine kollayıcı ifadelerde bulunmak
*Abisin/ablasın şeklinde çocuğa fazla sorumluluk yükleyerek, çocuğa verilen rollerde duygusal olgunluk seviyesini gözetmeden davranmak.
*Kardeşler arasındaki hınç ve öfke duygusunu tetikleyecek şekilde çocuklardan birine ayrıcalıklar sunmak.
Unutmamak gerek ki, çocuk kıskanmasın diye çabalarken farkında olmadan kıskançlığa yapılan her vurgu (kıskanma diye sana da alıyorum, seni de götürüyorum, sana da sarılıyorum, seni de öpüyorum….) çocuğun kıskançlığını ve kardeşler arasındaki rekabeti tetikleyecektir.
Çocukta Meydana Gelebilecek Bazı Gerilemeler (regresif davranışlar) Nelerdir?
Bebeksi konuşmalar ve davranışlar
Alt ıslatma
Meme/ emzik emmek isteme
Altının bağlanmasını isteme
Uyku problemi
Ağlama nöbetleri
Huzursuzluk ve içe kapanma
Öfke patlamaları
Bağlılığın artması ve sürekli sevilip sevilmediğini onaylama ihtiyacı
Aile Bireyleri Bu Süreci Nasıl Yönetebilir?
*Aile, bebek dünyaya gelmeden çocuğa kardeşi olacağını anlatmalıdır.
*Bebeğin alışveriş sürecinde çocuğun da fikirleri alınarak sürece dahil edilmelidir
*Çocuğun alışık olduğu rutin ve ritüeller olabildiğince korunmalı, bu süreçte taşınma ya da düzene dair değişiklikler bir müddet ertelenmelidir.
*Kardeşin bakımına büyük çocuğu da dahil etmek ve kardeşinin bezini getirme, ona ninni söylemek gibi yaşına uygun sorumluluklar verilmelidir.
*Anne/baba aralarında iş bölümü yaparak biri bebekle ilgileniyorken diğeri de büyük çocukla vakit geçirmelidir.
*Aile, kardeşler arasındaki tartışmalarda taraf tutulmamalıdır
*Kardeşler arasında kıyaslama, ayrım ya da kardeşleri rekabete sürükleyen davranışlardan uzak durulmalıdır.
*Her çocuğun ihtiyacı farklıdır. Çocuklara eşit değil adil şartlar sunulmalıdır.
Hangi Durumlarda Uzmana Başvurulmalıdır?
• Kıskançlık kardeşlerden birinin fizyolojik ve psikolojik yönden örselenmesine yol açıyorsa,
• Ailede kardeş sayısı fazla ve annenin desteği yoksa
• Kıskançlık, çocuklardan birinin anneye aşırı bağımlı olmasından kaynaklanıyorsa
• Kardeşlerden birinin önemli bir hastalık sebebiyle ayrıcalıklı duruma gelme durumu mevcutsa
• Aile içinde çatışma ve boşanma gibi aileyi ilgilendiren travmatik bir durum yaşanıyorsa
• Büyük kardeşin, yenidoğan bebeğe alışma süreci uzamış ve fiziksel zarar verme eylemi varsa
Bir uzmandan destek almakta fayda vardır.
Anne baba süreci ne kadar dengeli ve sağlıklı yürütse bile kardeş kıskançlığı mümkündür. Onun için sabırlı ve sakin kalmak önemlidir. Her çocuk özeldir ve özel olduğu hissettirilmelidir. Sevgi bağı=çocuğa alınan hediye, oyuncak değildir. Zaman harcamak, emek vermek, kaliteli vakit geçirmek ve en önemlisi de onların oyunlarına eşlik etmektir. Onlarla oyun oynarken sadece fiziksel olarak orada olmamız yetmez. Bir yandan TV izleyip veya telefonla uğraşıp çocukla oynuyormuş gibi yaptığımızda çocuk bu durumdan rahatsız olur. Çünkü hem fiziksel hem ruhsal olarak oyunda, oyunla ona eşlik etmemizi, oyunun içine girebilmemizi ister çocuklar. Unutmayalım ki çocuğun dili oyundur. Uzun uzun zamanlar olmasa bile yarım saat her çocukla bire bir vakit geçirebilmek için yeterlidir. Zaman konusu öncesinde çocukla konuşulup netleştirebilir.
Uzm. Klinik Psikolog
Elif Sinem Akgül




Yorumlar